Fotoğrafım
"We don’t pray for love, we just pray for cars..."

20 Şubat 2016

yves berger, john berger

John Berger okumanızı istiyorum.
Ve bir kereliğine sayfalara dokunmadan yapın gitsin.. yeter ki tanıyın ve okuyun bu insanı diye.
45sayfa civarında ama içine çizimler, fotoğrafları da dahil edersek..
Gecenin en güzel saati sizin için kaç bilemem, çok şey istiyormuşum gibi ama bu kitabın rengi gecedir bana göre.Gündüzün o hareketliliğine, parıltısına uygun kaçmaz. Gündüz okumuş olsaydım büyük ihtimalle şu anki gibi durulamazdım belkide.
Bir şeyler okuma isteği ile yanıp tutuştuğunuzda telefonunuza indirebilirsiniz ya da işte bilgisy. 



**
O günkü ateşli tartışma sırasında pek az konuştun, ama Mahmud Derviş’ten bir şiir okumasını istedin, bu isteğin onu çok sevindirdi, sakin sakin ezbere okudu. 
O gün okuduğunu değil de, şu sırada aklımdan geçenleri yazıyorum: 

“ ... senden önce ölürsem eğer, dedin bana, 
bayatlamış sözcüklerden ve gecikmiş buluşmalardan esirge beni. 
Uyuduğum topraktan al götür beni, 
zira belki de bir sap yeşillik, 
ölümün bir başka dikim olduğunu gösterecektir sana... ”


**
Sen bıçak gibi saplanan sancılar yüzünden kımıldayamadan sırtüstü yatarken, ıstırabım biraz olsun hafifletebilmek için bizler bir doz daha morfin ya da kortizon vermek ya da yastıklarını düzeltmekten başka bir şey yapamazken; sen yemek yemek için doğrulamazken, sıvıları ancak bir kamıştan emerken, lokmaların sadece —o sapını sevdiğin— çay kaşığıyla ağzına verilirken, günde altı kez vücudun yıkanırken, altına bez bağlandığında, uzun süre yatakta kalmaktan yara açılmasın diye biz topuklarını ve dirseklerini ovarken, güzelliğin kıyas kabul etmezdi... Ve bu eşsiz güzellik cesaretinden kaynaklanıyordu.

**
Gözlerimi yumup senin tekrarlarını, kendini zapt edişlerini, kırk yıllık mücadele, araştırma, kayboluş ve yarım yamalak cevapların dönüşmesini, kırk yılın tek bir edime dönüşmesini görüyorum. Bütün bu yıllar boyunca yazdığım hemen her sayfayı önce sana gösterdim. Ve sen göz açıp kapayana kadar karşılık verdin; önerilerde bulundun, daktiloya çektin, gönderilmesi gereken yerlere gönderdin, izlerini sürdün, sözleşmelerin yapılması ve metinlerin çevrilmesi için girişimlerde bulundun. Yazarken mütemadiyen senin tepkilerini beklerdim. Yazmak benim için adeta soyunmakla bir, yalın bir şeye yaklaşması için okuru yönlendirmeye çalışmak. Ve paylaştığımız bu yalınlık umudu. Birlikte nesnelerin adlarının ardında gizlenenleri görmeye çalışmak istiyorduk, bunu başardığımızda birbirimize kenetlenirdik sıkıca. Bu kenetleniş bana yalnız başıma kaldığımda yazmaya devam etme cesaretini verdi. Temelli bir alışkanlık halini aldı bu. Şimdi bunları yazarken bile senin yorumunu bekliyorum.