Fotoğrafım
"We don’t pray for love, we just pray for cars..."

10 Ocak 2016

Evet tabiki hayat senin olmadığın yerde gelişen olaylardan ibaret, buna yeni şahit olmadın, bu durum seni şaşırtmamalı, ama sen artık şaşırmak, utanmak, yanılmak, heyecandan konuşamayacak haldeki jestlerden bir tane istiyorsun.

Yalnızca dinleyici konumuna düşüyorsun, kendini bu konuma düşürmek için sanki fahişelik mi yaptın!? Sen sadece samimi görmediklerini dinleeeeer geçersin duygum.

İşte, şu anki durum sana bu sebepten ağır geliyor.
Sen sevdiklerinin yanında olmak istersin hep.. susarsın, sıkılabilme lüksün vardır onların yanında, surat astığında seni yargılamazlar bunu "trip" diye görmezler, dans edersin, saçını en tepeden toplar 2.sınıf öğrencisi gibi rahatça gezinirsin yanlarında, kıçını dönüp kitap dahi okuyabilirsin zihnini odaklarsın, "bu kitabın gittikçe bok gibi olduğunu fark ediyorum o kadar da iyi değilmiş" eleştirisi bile yaparsın.

Onlar seni hayatına almak istese milyon tane ihtimal, ortayol bulup zaten sokardı. Sen ise "buna hazır mıyım, istiyor muyum acaba" ları düşünüyor olurdun, bunlar yerine..
onların hayatında "gerçekten" bulunmuyorsun bile, gerçekliğini böylelikle kaybediyor olaylar zaten.

Sen doğruluğa hep şahit olmak ve hissedebilmek istiyorsun çünkü kimsenin sana dürüstlük borcu yok, dürüstlüğü doğuştan gelen bir özellik gibi görüyorsun çünkü.
Asla sevdiğine, sevmediğine göre değişen bi olay olarak değil.
"evet! bu acıtsa da, sevindirse de GERÇEK" dediğin şeyler çünkü tam da o anda oluyor, ve bunun farkında olmak, senin enerjini emiyor hep.

Bunun dışında olayları detaylandırıp, farklı kelimeler, yaşanmamış, olay örgüsü ile de insanlara her konudan her şeyden hikayeler elbette anlatabilirsin.

Şunları bunları toparlamaya, düzeltmeye, evirip çevirip oldurmaya, farklı çözüm yolları aramaya çalışma
her şey oturmuş olsaydı, bunu fark ettirselerdi, değiştirmeye çalışmaz o anki konumundan memnun olurdun

bu yolla daha iyi tanıdığını sende biliyorsun.

Hiç yorum yok: