Fotoğrafım
"We don’t pray for love, we just pray for cars..."

20 Ekim 2014

Biliyorum sizi. Küçük sürtünmelerle yetinirsiniz. Büyüklerinden korkarsınız. Akşamları elinizde paketlerle dönersiniz. Sizi bekleyenler vardır. Rahatsınız. Hem ne kolay rahatlıyorsunuz. İçinizde boşluklar yok. Neden ben de sizin gibi olamıyorum? 

İnsanlarda anlayamadığı bir şey de gazete okumalarıydı. Neden her sabah içlerini karartmak gereğini duyarlardı acaba? Futbol maçı hastalarınınkini anlıyordu. “Ya ötekiler?” Binlerce gazete satılıyor bu şehirde. Örneğin, şu yaşlı adam! Yoksa ‘FATİH’TE İKİ EV YANDI’ başlığını görüp “İyi ki benim orda evim yok” diye düşünebilmek rahatlığı için mi okur?
‘BİR ADAM KARISINI ÖLDÜRDÜ!’ “İyi etmiş. Kim bilir ne namussuzdu”
‘ÇİN’DE İSYAN’ “Beter olsunlar, kırsınlar birbirlerini. Bize dokunmasınlar da!...” 
Bu “biz” dediği daha çok “ben” değil mi? “Ben, benim, bana, beni!” Herkes “Ben”

-Y.Atılgan-

Hiç yorum yok: