Fotoğrafım
"We don’t pray for love, we just pray for cars..."

24 Haziran 2013

sizin ne halt ettiğinizi şu an bilmiyorum ama
Bukowski okumaya yeniden başladım.
100 kişinin de okumuş olduğu herhangi bir kitabı okumak ve onlarla aynı düşüncede olmak zorundaymış gibi hissetmek.......
Ben belki adamı eleştirip gerçekten o kadar da iyi bir yazar olmadığını, yaşamış olduğu "çekilmez" çocukluğunun getirdiği şanstan, anlatacak bir şeylerinin oluşundan, parladığını söyleyeceğim.
"Ooo Bukowski ağzı bozuk, leş, fiyakalı yazar" vsvsvs
Sanki önceden her köşe başında saçma insanlar çıkıp da "ooo bukowski çok iyi adam...." gibisinden muhabbete dalacakmış gibi hissettiğimden kitabı benimseyip okuyamıyordum.
Bu insanların artık yok olup gittiği düşüncesiyle bir kitabı okuyor olmak bana inanılmaz huzur veriyor.
Marilyn, Audrey, Jean Seberg için de böyle hissettim.
Şu sıralar hazır sabahlayabileceğim, huzurlu bir ortamım varken başlayıp da bitiremediğim -ki ne zaman bu hale geldiğimi de bilmiyorum- kitaplarıma odaklanmak istiyorum.

Bir de kitabımı sevgilim canberkim aldığından nasıl da keyifle okuyorum bilemezsiniz.

Ve Bukowski okurken domates yemek çok eğlenceli
sanki J. Fante okurken yağsız süt içmek kadar olağan bir şeymiş gibi.
O zaman onlarla aynı şartlardaymışım gibi hissediyorum.
Ben yazar olsaydım ilk yapacağım kitabımı yazarken dinlediğim müzikleri, yediğim içtiğim ıvır zıvırları da romanımda dikkat dağıtmayacak şekilde araya sıkıştırıp anlatmak olurdu
Sadece ben merak ediyorumdur belki böyle saçma detayları.
Çünkü çoğu kitabın hangi ortamda, ne şekilde yazıldığını bilmek benim hakkımmış gibi hissediyorum. Ama eminim puro içip, altın kaplama masasında kitabını yazan bi Tolstoy hayal etmek de istemem.
Bir şey okurken kendi seçtiğim bir müziği açıp dinlemeyi o yazara karşı yapmış olduğum utanç verici bir şeymiş gibi görmeye başladım
Sanki adam mezarından çıkıp da "Kitabımı şu oturma pozisyonunda okuma hakkını nereden buluyorsun? Müziği değiştir! orada anlatılan üzücü ve gerçek bir olay" diyecekmiş gibi hissediyorum adlkgjfsdldjg
Çünkü bu insanlar sabır ve olağanüstü bir dikkatle bir şey ortaya koymuşlar.
Ve bizim yaptığımız şey beelki paramız varsa ödeyerek almak ya da kitabı çalıp evde ya da dışarda sömürmek.
Bu bana yetmeyen ve beni etkilemeyen bir şey artık.
Yakında tamamen kitap okumayı da bırakırım sanırım.
Şu, "kitabını okumadım ama filmini izledim şahaneydi cnm :)" insanlarına dönüşebilirim.
Yani düşüncelerimi, bakış açımı değiştirecek bir şeyi "satın almak" bana artık ucuz bir şey gibi gelmeye başladı.
Gökten de inmeyecek elbette ama
Bir zamanlar akıl hastası olan bir insanın yazdığı kitabı alıp okumak ve kendini o kitaptaki karakterde bulmak vs.
Kaldı ki bir kitabı okurken normal bir insan olsanız dahi o karakterle belli bi bağ kurmadan kendinizi vermeden okumak çok saçma
Tüm kitaplarımdan utanıyorum yani liseye yeni başlamış bir insanı odama soksam ister istemez benim çocukluğumda feci bir travma yaşadığımı ya da bastırdığım farklı duygularım olduğunu zanneder.
Yani 1ay önce okuduğuz bir kitap sizi mahvedecekken bir insanın beni depresyona sokmasını tercih ederim. Alt tarafı bir kitap olarak bakamıyorsunuz ki İnsanı değiştirecek, olgunlaştıracak şeyler düz yazılar, doğru yerlerde kullanılmış aptal noktalama işaretleri, öyküler, değildir (Kitaplara bu gözle baktığımdan böyle düşünüyorum)
Dini kitaplar için de bunu rahatlıkla söyleyebilirim
Bir konuyu araştırma kabiliyetinden yoksun olmaktan da kaynaklanmaz bu tip şeyler.
Dinlersin, daha önce düşündüklerini, okuduklarını, söylenen sözlerle karşılaştırır ve mantıklı bulur öyle devam edersin.

Tüm bunları hayatınızdaki insanlarla da yapabiliyorken..
Neden okumak zorundayız ki?
İnsanlar her şey hakkında yorum yapmayı çok sever ama benim sevgilim o kadar mantıklı ve iyi kalpli ki O kadar şanslıyım ki onu tanıdığım için.
Yobaz bir topluluk gördüğümde canberki oraya sürükleyip onlarla sakince konuşup beyinlerinin temizlendiğini falan hayal ediyorum.
Çoğu insan sevgili olmaktan öteye geçememiş sürekli bir gerginlik ve "of bu gece de vermedi bana amk" düşüncesi içinde.
Televizyona çıkıp lüks bi cafede yeni kitap yazmaya çalıştığını söyleyen insanların iticiliği de kimse de yok. Neyse kim oluyorum da Elif Şafak'a bok atıyorum.
O kanı çekilmiş, pudralı suratıyla etrafta dolanan kadını da biz zengin ettik jgkfjgfd.
Bugün kendimi Madonna gibi yükseklerde hissediyorum kime laf sokacağımı şaşırdım.
Herhangi bir güncel konuyu/insanı o zamanın içinde eleştirip yerin dibine sokma hakkını ben de isterdim. bugün bir kitabı sevdiğimi söylediysem ertesi gün de o kitabı sevmeye devam etmek çok sıkıcı olsa gerek. (Sevgiliniz/dostunuz almadıysa öyle)

Hiç yorum yok: