Fotoğrafım
"We don’t pray for love, we just pray for cars..."

10 Kasım 2012

-Bir rahatsızlığa bir huzursuzluğa sebep olmamak için depresif durumumu burada bile saklamayı başarıyorum. Bazen kriz geliyor. Ellerim titriyor, vücudum kabına sığmıyor, açıklanması güç bir çoşkuya kapılıyorum. Bazen de tam tersine şuurum sönmüş bir yıldız gibi ağırlaşıyor. Parmağımı bile kıpırdatamıyorum. Saatlerce bu şekilde kalıyorum, beynimi düşünceler kemiriyor: Ölüm, ahiret, bilinmezlik.. bu gibi anlarda tanrı yeniden yok oluyor. Ve her şey her zaman olduğu gibi ağlama kriziyle son buluyor. Çatal bıçak gürültüsünden, metal gıcırtısından uzak durmak için diğerleriyle birlikte yemek yemek istemedim. Ve bir kez daha henüz iyileşmediğimi, asla iyileşemeyeceğimi anlıyorum.-