Fotoğrafım
"We don’t pray for love, we just pray for cars..."

6 Ağustos 2012

15 Temmuz 1972

Senin eşsizliğin, bulunmazlığın üstüne ne söylesem eksik kalır. Sadelikten korkmayan bir kadınsın bir kere. O köprünün altında vb.satılan balık ekmekten alıp yemek istemen, beni en çok gönendiren şeylerden biri. Sana ondan almak istemeyişimin tek nedeni midenin sağlığını düşündüğümdendir. Bunu kaç kez söyledim de sana. Adapazarı'nda kızla neydi adı onun? Çektirdiğin fotoğrafta senin bütün hayat tavrın gizli. En gösterişsiz, koşullarda da sen, o koşullardan hiç utanmadan, hiç yüksünmeden, bir ayağını gözü pek bir rahatlıkla ileri atabilirsin. Beni nasıl savunursun sonra. Birisi bana çok şişmanladığımı söylemişti de, hemen saldıraya geçmiş, şişman olmadığımı ileriye sürmüştün. Oysa pekala fazla okkalanmıştım o günler. Sen busun işte. Sevdiğini her durumda savunursun, onun kusurlarını görmezsin. Ne sevgilisin sen.
Ama Aragon'un şu dizesi de bir gerçek: " Göğsüne bastırırken kırar sevdiği şeyi."
O da var. Kişi kimi zaman çok sevmenin getirdiği yanlışlıklara da düşüyor. Sevdiği şeyi göğsüne fazla bastırırken örseliyor onu. Hoyratlaşıyor bir yerde aşk. Acaba bu gerçekten aşkın kaçınılmaz bir gereği mi?
Kimi zaman öyle belki. Ama ben öyle olmamalı diyorum. Insani çizgiden sapmamalı. Aşkı insani çizgide bütünlemeli. Mutluluk da, sanırsam o zaman bütünleniyor. Güven mutluluğun temelidir. Güven aşkın ve her türlü aşkın, yani cesaretin, yani kavganın temelidir.
Ne demiş şair: "Aşklar da bakım istiyor öğrenemedin gitti"
Aynı şair şöyle bir dize de ekleyebilirdi o şiirine "Aşklar tam güven istiyor güvenemedin gitti."

2 yorum:

vernonsullivan dedi ki...

bu yazıyı çok çok sevdim. Özellikle Aragon ile başlayan kısımdan sonrasını...

safransarı dedi ki...

ıyımiş..