Fotoğrafım
"We don’t pray for love, we just pray for cars..."

11 Temmuz 2012






















Patricia: William Faulkner'i tanıyor musun?
Michel: Hayır, kim o? Yattığın biri mi?
Patricia: Saçmalama!
Michel: Boş ver öyleyse üstünü çıkart.

Patricia: O benim favori yazarlarımdan biri. Vahşi Palmiyeler'i okudun mu?
Michel: Üzerini çıkart dedim.
Patricia: Dinle. Son cümlesi çok güzel. Hangisini seçerdin?
Michel: Ayak parmaklarını görmeme izin ver. Bir kadının ayak parmakları önemlidir. Gülme.

Patricia: Hangisini seçerdin? Kederli, aptal.
Michel: Hiçbir şeyi seçerdim. Daha iyi değil, ama üzülmek uzlaşmaktır. Şimdi biliyorum gözlerini neden kapatıyorsun?

Patricia: Gözlerimi sımsıkı kapatıyorum ki her yer simsiyah olsun. Ama yapamıyorum. Asla tamamen siyah olmuyor. Tıpkı saklanan mutlu filler gibiyiz. Biliyor musun, korktuğumu söylemiştin ya. Doğru. Korkuyorum. Çünkü beni sevmeni istiyorum. Ama aynı zamanda beni sevmeyi bırakmanı istiyorum. Çok özgürüm biliyorsun. Seni seviyorum ama düşündüğün şekilde değil.

Michel: Nasıl öyleyse?
Patricia: Düşündüğün şekilde değil. Ama benim ne düşündüğümü bilmiyorsun. Bilmiyorsun.
Michel: Tabii ki biliyorum.
Patricia: Ama bilmiyorsun. Yüzünün ardında ne olduğunu bilmek istiyorum. On dakikadır bakıyorum ve hâlâ hiçbir şey bilmiyorum, hiçbir şey. Üzgün değilim. Korkuyorum.

Michel: Tatlı, nazik Patricia.
Patricia: Tamam öyleyse, zalim, salak, kalpsiz, acınacak durumda, korkak, aşağılık.
Michel: Rujunu nasıl süreceğini bile bilmiyorsun.
Patricia: İstediğini söyle umurumda değil. Hepsini kitabımda yazacağım.
Michel: Ne kitabı?
Patricia: Bir roman yazıyorum.
Michel: Sen mi?
Patricia: Neden ben olmayayım? Ne yapıyorsun?
Michel: Üstünü çıkarıyorum.
Patricia: Şimdi değil.

1 yorum:

bensu dedi ki...

merhaba,blogunuzun üyesiyim, bende bloguma beklerim şimdiden teşekkürler,sevgiler..

http://www.bensukaya.com/